anasayfa / etliket arşivi

etliket arşivi

Yunus’un (ks) Gözüyle – Ali Ramazan Dinç Efendi

Yûnus Emre’den bahsetmek için Yûnus’ça konuşmak lâzım. Deli gönül ve çağlayan su olmak gerek. “Taştın yine deli gönül Sular gibi çağlar mısın? Aktın yine kanlı yaşım Yollarımı bağlar mısın?” Yûnus Emre, İslâm’ın bütün esaslarını takvâ boyutunda yaşamanın adıdır. Elli dört farzın en önemli maddelerinden biri olan cihâdın en güzel târifidir. “Küçük cihaddan büyük cihâda döndük” buyuran Aleyhissalât-ü Vesselâm Efendimiz’in kastettiği …

Devamı »

Ya Molla Fenârî bizim neyimiz oluyor? – Mahmud Erol Kılıç

Osmanlı âlimlerinin din anlayışları ile şimdiki din âlimlerinin anlayışları aynı gelenekten mi besleniyorlar sorunsalı etrafındaki geçen haftaki yazımızı Davud-ı Kayseri bizim neyimiz oluyor diye sorarak bitirmiştim. Şimdi aynı soruyu Kayseri’nin vefat ettiği sene doğan ve resmi olarak ilk müftü, ilk şeyhülislam diyeceğimiz Molla Şemseddin Fenârî için soruyoruz. Anlaşılan o ki biz bu soruları daha çok sormaya devam edeceğiz. Evet şimdi …

Devamı »

Din adamı modelimiz Yunus Emre olsaydı – Mahmud Erol Kılıç

Bazılarının bu başlığa istihza ile yaklaşacağını ve yazının devamını okumayacaklarını tahmin ediyorum. Biz işte bu kibirli ve alaycı tavrın nedenlerini tahlil etmeye çalışmalıyız diye düşünüyoruz. Çünkü bu tavırda bugünkü Müslümanların din felsefeleri ile ilgili ciddi problemlerin ipuçlarını görmekteyiz. Yapılacak analizlerin bir çıkış yolu bulmamıza vesile olacağı ümid edilir. Şimdi duruma bir bakalım. Kuvvetle muhtemel şu gerekçeyi ileri süreceklerdir. O da …

Devamı »

Tasavvuf erbabı da kendilerini hesaba çekmeli 2 – Mahmud Erol Kılıç

Halihazırda İslam dünyası maalesef tefekkür gücünü yitirmiş durumda. Mütefekkir, bilge, hakîm, ârif kalmadı. Klasik metinler mütefekkir çıkabilmesinin şartının her şeyden evvel mavera ile irtibata veyahut faal akılla ittisale girebilmekle mümkün olduğunu söyler. Modern Müslümanlar ise bunu kabul etmeyince ümmet genelinde rehberiyyet yani önderlik Âlim-i billah‘tan, Ârif-i billah‘tan daha alt mertebelere kaydı. Oysa ki onlar doğrudan bilgi sahibi olan kimselerdi. İrfana …

Devamı »

Niyâzî-i Mısrî’de İnsan

Tasavvufta, insanın bilmesi gereken bir odak noktası vardır: Dünyâ ve berzah, menzile varırken geçilecek birer köprüdür. Bu köprüden geçip varılması gereken noktaya ulaşabilmek için, insan bir gönül yolu bulmalı, bu yolda müdâvim olmalıdır. Mısrî’nin burada insana tavsiyesi, “bâtınî bir yol takip ederek ledünniyat tahsil etmek” şeklindedir. “Âhiret yolcusuna iki ilim lâzımdır” diyen Mısrî, bu ilimlerin “zâhir ve bâtın” ilimleri olduğunu, …

Devamı »

Hz. Mevlana’yı Gerçek Kimliği İle Tanımak ve Tanıtmak

Hz. Mevlana'yı Gerçek Kimliği İle Tanımak ve Tanıtmak

Hz. Mevlânâ denince hem dünyâda hem Türkiye’de ‘engin bir hoşgörü’ akla gelmektedir. Bu düşünce hümanizme kadar götürülüyor. Hz. Mevlânâ’nın mûsikîye olan hayranlığı, semâya olan düşkünlüğü, insanlara eziyet etmediği, hoşgörülü olduğu bahis mevzuu ediliyor. Şâirlik yönü ortaya konuyor. Bunların Hz. Mevlânâ’yı değişik yönlerden tanıttıkları doğrudur. Ancak Hz. Mevlânâ’nın asıl üzerinde durulması gereken özelliği, Hz. Mevlânâ’yı Hz. Mevlânâ yapan sûfîlik yönüdür, tasavvufî yönüdür. Hz. Mevlânâ tek kelimeyle …

Devamı »

Her Alim Kendi Mertebesinden Konuşur

Her Alim Kendi Mertebesinden Konuşur

Tasavvuf, bir bilgi değil bir düşünce tarzıdır, bir metottur O yolu o usûlü takip ederek başka hiçbir yoldan edinemeyeceğiniz bilgilere ulaşırsınız. Nasıl bir yoldur bu yol? Geçici, değişken olandan ziyâde, özde yatan kalıcı esasların araştırılmasına yönelik bir yaklaşımdır. Bu düşünce tarzı tarihî süreç içerisinde kendisine bağlı bir kültür, sanat, bilim ve medeniyet tarzı doğurmuştur ve bu konudaki besleyiciliği son asırda olduğu kadar salt teorik bir spekülasyon alanı oluşturmamıştır. …

Devamı »

Bir Bilgi Kaynagi Olarak Tasavvufta Keşfin Degeri

Bir Bilgi Kaynagi Olarak Tasavvufta Keşfin Degeri

Tasavvuf yoluna girenlerin belli bir mücahede şeklini uyguladıkları bilinmektedir. Bu mücahede sırasında meydana gelen keşf halinin süfiler nazarında ayrı bir önemi vardır. Zira keşf halini yaşayan mürid, özellikle duyu organları ve aklın yetersiz kaldığı metafizik alanda bazı bilgilere ulaşmaktadır. . Genel olarak manevi perdenin açılmasıyla doğru bilgiye ve gaybe ait konulara vakıf olma anlamında kullanılan keşf, kalbe gelen bilgi anlamındaki …

Devamı »

Şeriatı En Eyi Sufiler Bilebilir ?

Şeriatı En İyi Sufiler Bilebilir ?

Tasavvufta Keşf ve İctihad Tasavvuf ehli doğruluk, kesinlik ve korunmuşluk açısından vahiy ile eşdeğerde gördüğü keşfi bilginin, dini nasları yorumlama ve bunlardan hüküm çıkarma. noktasında önemli fonksiyonlar icra ettiğini belirtmektedirler. O sebeple, şeriatı en iyi sufiler bilebilir demişlerdir.1 Zira onlara göre Kur’an’ın işaretlerini, sadece, sırrını masivadan (ekvan) temizleyenler anlar.2 Nitekim bu yolla suf’ıler Hz. Allah’ın, Resulullah’ın (a.s.) ve velilerin sözlerinin …

Devamı »

Mürid Niçin Şeyhe İhtiyaç Duyar ?

Mürid Niçin Şeyhe İhtiyaç Duyar ?

Mürîd, tâlib, dervîş ve sâlik terimleri birbirine yakın anlamlar ifâde etmekle beraber aralarında daima dikkate alınması gereken bir takım nüanslara sahiptirler. Tasavvuf yoluna girme arzusunda olana tâlib, bu yola girene sâlik, ehl-i sülûk, mürîd, ehl-i irâde ve dervîş (fakîr) gibi isimler verilir. Tasavvuf yoluna girmemekle beraber sûfîliğe ilgi ve sevgi duyana muhib/sempatizan denir. Bu yola kimi yeni girmiştir, henüz işin başındadır. Bunlara mübtedî ve ehl-i bidâyet denir. Kimi yola girmiş, epey mesafe …

Devamı »