anasayfa / etliket arşivi

etliket arşivi

Hayata İslâmî Dokunuş – Ali Ramazan Dinç Efendi

Kâinat insan için, insan da Rabbimize kulluk için yaratılmıştır. Her şey ona kul olarak gelecektir. Su akarak, hayat olup canlılık vererek, hava nefes alarak, güneş ısı ve ışık saçarak, toprak ürün vererek yapar kulluğunu. Hilâfet görevini icrâ etsin diye esirgemez hizmetini âdem evlâdından. Akıl, idrak, fehim/anlayış, tezekkür ve tefekkürü sâyesinde emânetleri yüklenen insanoğlu belli kurallara bağlıdır. Bu kurallar manzûmesine din …

Devamı »

Yetim – Ali Ramazan Dinç Efendi

Sâhip çıkılmazsa din garibdir.“İslâm, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hâle dönecektir. Ne mutlu o garip mü’minlere!” Gariplerin kim olduğunu soran Abdullah bin Mesud’a Peygamberimiz (sav), “Kabîlelerinden dinleri için ayrılıp uzaklaşanlardır.” buyurmuştur. Enfüs olarak bedenimizde bile yetim ve öksüzüz. Kulluk görevini yerine getirmeyen beden, M. Akif’in beyânıyla: “Îmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür…/ Îmansız olan paslı yürek, sînede yüktür!” Yaratılış …

Devamı »

Oyunda Gâye – Ali Ramazan Dinç Hocaefendi

Dînimiz İslâm fıtratı, yaratılışı zorlamaz. Bedeni bütün tâatleri yerine getirirken insanın ihtiyâcı olan eğlenceyi ihmâl etmez. Yapılan bütün hareketleri şer’in, dînin emirleri ölçüsünde yürütür. Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz çocukların oyununa katılır, bu esnâda onlara emr-i ilâhîyi bildirirdi. Herşeyde bize örnek olan Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz Aişe annemize Habeşîlerin ok atışını, onu omuzuna alarak seyrettirirdi. O seyri tamamlayıncaya kadar bırakmazdı. Annemizle koşu müsâbakası …

Devamı »

Uzlaşma – Alemdar

İnsanlar, aynı havayı teneffüs, aynı vatanda yaşamak sûretiyle anlaşır. Mü’minler, îman ve uhuvvetle kaynaşır. Allah Teâlâ için dost olanlar, ihsan mertebesiyle sevişir. Fakire, yoksula, düşküne ikrâm eder. Pişirdiği çorbanın suyuna yaptığı ilâveyle, konu komşuya verir. Uzak diyarları hatırlar, Arakan’da yakılan mü’mini, Burma’da kesilip et yemeği yapılan kardeşini, Doğu Türkistan’da vs. yerlerde zulme uğrayanları düşünür. Gıyaben de uzlaşır kişi. Hiç tanımadığı, …

Devamı »

DUA

Dua, şeytanın yalan yemini üzere yasaklanan ağacın meyvesinden yeyip yeryüzüne inen, iki yüzyıl zellesine ağlayan ebü’l-be-şerin, gözyaşını silen el… Dua, azgın kavmin, bütün ikazlara rağmen söz dinlemez asilerin sulara gark olup, kahrına sebep olan dil… Derdi, Eyyub’a aşk olan peygamberin ızdırabına sürülen merhem… Ateş-i Nemrud’u, İbrahim’e gül… İlâhi minberin hatibini, bülbül kılan sır… Dua, Enallah iddiasıyla küçücük bir sineğe mağlup …

Devamı »

ARANAN KİMLİK

Bardağın içine konan ne ise, dıştan görülen de odur. Gönül kabına konan îmânsa, zâhirde kişinin kimliği mü’mindir. Nifaksa münâfık, küfürse kâfir, şirkse müşrik, isyansa âsidir. Aleyhissalât ü Vesselâm’ın göğsüne işâretle, “takvâ buradadır” buyurduğu güzide sıfat kâlbde ise, o kimse müttakîdir. Hayırlı ameliyle ebrar, Hakk Teâlâ’ya yakınlığıyla da mukarreb kuldur o. Türüne göre fidan kiraz, muz ve çeşit çeşit meyve verir. …

Devamı »

KERAMET NEDİR ?

Keramet, Allah’ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden harikulade olan işlerdir. Mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak, bir anda bir yerden bir yere geçmek gibi. Kur’ân’ı Azimüşşan’da 47 yerde bu kelime geçer, onlardan bir tanesi İsra Sûresi 70. Âyet-i Celile’dir: “Biz Âdemoğlunu mükerrem kıldık.” İnsanın mükerremiyyeti, fazileti ve üstünlüğü etinde, kanında, kemiğinde değil; imanında, Allah …

Devamı »

Ricâlü’l Gayb

İnsan Bir âlem, bir gizem, bir şifre insan. Buyurur Rabbimiz (cc) Hadîs-i Kudsî’de: “Ben bir gizli hazine idim, bilinmek istedim mahlûkatı halk ettim.” Allah Teâlâ’dan bir nefha nefes oluşla isimlerin, sıfatların, fiillerin, aklın ve zekânın, tefekkür ve idrâkin, emânet ve ehliyetin, hilâfet ve daha nice esrârın kaynağıdır insan. “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan …

Devamı »