İslam Nasıl Yaşanır?

Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“İçinizden, Müslümanlığı (ihlas üzere yaşayıp) güzelleştirenin işlediği her iyilik, on mislinden yedi yüze kadar katlanmış olarak yazılır. İşlediği her kötülük de sadece misli ile yazılır. Allah’a kavuştuğu zamana kadar bu böyledir.”(1)İslam’ı güzel yaşamak için onu samimiyetle benimsemiş olmanın yanında doğru anlamış olmak da lazımdır. Yanlış veya eksik bir bilgi veya anlayış üzerine tam ve mükemmel bir hayat bina etmek mümkün değildir.

Güzel Yaşamak İçin

Özellikle bazı sahâbiler hakkında kitaplarımızda “hasüne İslâmuh” (güzel bir İslami hayat yaşadı) kayıtlarına rastlamaktayız. Bu tanıklık ve tespit, asırlar sonrasından da olsa, bir başka güzel ve tatlı geliyor insana. İmrendiriyor.

İslam’ı yaşamadaki güzellik hiç şüphesiz, her şeyden önce gönül dürüstlüğü, niyet bütünlüğü, ihlas ve samimiyet ile ilgilidir. Bu sebeple Hz. Peygamber “ihsan”ı, “Allah’a onu görüyormuş gibi”; değilse, “O’nun seni gördüğü şuuru içinde kulluk etmendir” diye tarif buyurmuşlardır. Bunun için kişi tam bir ihlas ile gerçekten sağlam bir Müslüman olduğu zaman “Mükemmel bir İslami hayat yaşadı” anlamında “Falanın İslam’ı güzel oldu” denilmiştir. Bu ifadenin çoğu kere, Câhiliye döneminde İslam’a ve Müslümanlara ileri derecede düşmanlık yapmış bazı sahâbiler hakkında kullanılmış olması, ayrıca dikkat çekici ve düşündürücüdür.

İslam’ı güzel yaşamak için onu samimiyetle benimsemiş olmanın yanında doğru anlamış olmak da lazımdır. Yanlış veya eksik bir bilgi veya anlayış üzerine tam ve mükemmel bir hayat bina etmek mümkün değildir. Bu, işin bilgi ve bilinç yönüdür.

Öte yandan din, ameldir/pratiktir. “Duyduk ve uyduk”(2) ayetinde ifade buyrulan tereddütsüz bir teslimiyet, İslam’ı güzel yaşamanın uygulama prensibidir. Zâhir-bâtın/iç-dış uyumu böylece ispat edilebilir. Güzellik işte bu uyumun ürünüdür.

Önemli İki Müjde

“İslam’ı güzel yaşayan”, hadisin bir rivayetine göre “İslam’ı güzel olan” kimselerle ilgili, biri geçmişe biri de geleceğe yönelik iki önemli müjde vardır. Bunlardan geleceğe yönelik olanı hadisimizde açıklanmaktadır. Geçmişe dönük olanı ise, “İslam’ı güzel yaşamak” konusunda zikredilen diğer hadis-i şeriflerde yer almaktadır. Şöyle ki;

İslam’ı güzel olanlar, önceki Câhiliye döneminde işlediklerinden sorumlu tutulmayacaklardır.(3) Önceki kötülükleri örtülecektir. “Bir kul Müslüman olursa, İslam’ı da güzel, tertemiz olursa, Allah Teâlâ evvelce kendisinin işlemiş olduğu bütün kötülükleri örter.”(4)

Ayrıca İslam’ın kendisinden öncesini tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdığı da bir başka hadis-i şerifte kesin olarak açıklanmış bulunmaktadır.(5)Geçmişe dönük bağışı, geleceğe yönelik müjdesi ve düzelmek isteyene verdiği destekle İslam, bütün insanları dünyada güzel bir İslam hayatına, ahirette de dâru’s-selâm’a (selamet ve esenlik yurduna) çağırmaktadır.

Bu hadisler, özelde Müslüman olmayı; genelde İslam’ını güzelleştirmeyi, iyileştirmeyi düşünenleri, önceki hayatlarında işledikleri günah yükünden, engelleyici psikolojisinden kurtarmakta, “günahım çok” gibi, cahillikten kaynaklanan bir bahaneye yer bırakmamaktadır. Herkes için, geçmişinden arınma, iyileşme, düzelme, güzelleşme imkânının varlığını belgelemektedir. Nitekim Allah Teâlâ da, “Biz güzel iş işleyenlerin ecrini asla zayi etmeyiz”(6), “İnanıp iyi işler işleyenlere bundan böyle (Allah’a isyandan) korundukları ve inanıp işler yaptıkları, sonra (yasaklardan) sakınıp yine korunup iyilik ettikleri takdirde daha önce yiyip içtiklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah güzel davrananları sever”(7) buyurmaktadır.

Geçmişin hatalarından arınmak iyileşmede ilk adımdır. Ancak kaybedilen zaman ve iyilik açığının gelecekte nasıl kapatılacağı ister istemez akla takılacaktır. Hatta kimileri “Şunun şurasında kaç günlük ömrüm kaldı ki. Düzelsem ne yazar düzelmesem ne yazar. Geçmişteki açıklarımı nasıl kapatırım?” diye karamsarlıklarını, gelecek günlerin kendilerine yetmeyeceği kuşkusunu dile getirirler. Eğer bu sözler, önceki yaşantılarına devam etme arzularının ifadesi değilse, ortada bir bilgi eksikliği var demektir. İşte bu noktada hadisimiz imdada yetişmekte ve İslam’ı güzel yaşayana, her iyiliği için on mislinden yedi yüz katına kadar kat kat iyilik yazılacağını müjdelemektedir. O halde İslam’ı ihlasla, güzel yaşamak isteyenler için “kat kat sevap” kazanma şansı vardır. Hem de “Allah’a kavuştuğu” yani “vefat ettiği” zamana kadar. Hiç kimse ne kadar yaşayacağını bilemeyeceğine göre, vakit geçirmeden İslam’ı güzel yaşamaya niyet ve gayret etmekten, “Zararın neresinden dönülürse kârdır” demekten başka kazançlı ve isabetli bir yol bulunmamaktadır.

Özellikle üç aylar ve Ramazan gibi İslam’ın yoğun, yaygın ve güzel yaşandığı mevsimler, dini hayatını tatlandırmak ve güzelleştirmek isteyecekler için büyük ölçüde yardım vadeden ortam ve fırsatlardır. Geçmişe dönük bağışı, geleceğe yönelik müjdesi ve düzelmek isteyene verdiği destekle İslam, bütün insanları dünyada güzel bir İslam hayatına, ahirette de dâru’s-selâm’a (selamet ve esenlik yurduna) çağırmaktadır.

Bir Soru

Bu arada akla gelebilecek bir soru da şudur: İslam’ı güzel yaşayanın her iyiliğine 10-700 kat sevap verildiğine göre, böyle birinin işleyeceği kötülüğün cezası da yine kat kat mıdır? Mantıklı gibi gözüken bu sorunun cevabını da hadisimizde çok açık olarak bulmaktayız: “İşleyeceği her kötülük, ancak misliyle yazılır.” Nitekim bir ayet-i kerimede de, “Kim bir kötülük getirirse sadece onun dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar” buyrulmuştur.(8) O halde bu noktada da herhangi bir endişeye yer yoktur.

Hadisimiz, “iyilik işleyene on katı iyilik” ölçüsünün, İslam’ı ihlas üzere güzel, tertemiz yaşamaya, iyi Müslüman olmaya niyet ve gayret edenler için 700 katına kadar artırılarak uygulanacağını bildirmektedir. Bu Müslümanlıkta “ihsan”a ulaşma gayretlerine getirilen teşvik tedbiri ve bir büyük “ihsan” olmaktadır. Zaten Yüce Rabbimiz “İyiliğin karşılığı yalnızca iyilik değil midir?”(9) buyurmuş, ihsana ihsanla karşılık vereceğini bizlere duyurmuştur.

O halde haydin İslam’ı Müslümanca güzel yaşamaya, iyi Müslüman olmaya…


Dipnotlar:

1- Müslim, İman, 205; ayrıca Buhari, İman, 31.
2- Bakara, 285.
3- Beyhaki, Şuabü’l-iman I, 57.
4- Buhari, İman, 31
5- Ahmed B. Hanbel, Müsned, IV, 199, 204, 205.
6- Kehf, 30.
7- Maide, 93.
8- En’am, 160.
9- Rahman, 60.

Bu yazı, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan’ın TDV Yayınları’ndan çıkan “İyi Müslüman – 33 Hadis 33 Yorum” kitabından alınmıştır.

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.