İnsan ve toplumun manevi ihtiyacı – M. Fatih Çıtlak

DİYELİM ki bir karar verdik; insan ve toplumun manevi ihtiyacını, seviyesini anlamak istedik. Nereden başlayacağız? Bu; ölçülebilir, istatistiği, raporu verilebilir durum mudur? Evet, çünkü dinimiz bunun dayanak noktalarını, teşhis ve tespitlerini hem insaf ve vicdan boyutunda hem de topluma hizmet eden kurum ve insanlar boyutunda en güzel şekilde yapmıştır.

Girizgâh olarak kabul edeceğimiz bu metni bundan sonra kaleme alacağımız konuların başında hep varmış gibi kabul etmek lazım.

Biz bugün toplumun seciye ve maneviyatını analiz etmemize vesile olacak mühim bir hastalığa dikkat çekmek istiyoruz: “Dedikodu… Gıybet… Boş söz… Laf taşıma… İnsanları çekiştirme…”

İşte bu hastalık, büyük bir manevi boşluğun habercisi ve artık manen tedavi olma isteğini kaybetmiş insan ve toplumların tipik davranışlarındandır. Bir yerde cehaletin arttığını ve Allah (CC) korkusunun, muhabbetinin, manevi ölçünün kaybolduğunu, ne kadar zaafa uğradığını anlamak istiyorsanız bunu dedikodu ve gıybetin çokluğu ve yaygınlığıyla idrak etmek mümkündür.

“Gerçekten mi? Bu kadar ağır mı vebali? Fuhuş, içki, kumar, tefecilik, faiz, kul hakkı yemek, yalan söylemek, adam öldürmek gibi günahlar varken bula bula bu mevzuyu mu buldunuz?” denilebilir. Zaten böyle düşünülmesini de bekliyorum. Çünkü toplumumuzda dedikodu ve gıybet artık sınır ve saha tanımıyor. Böyle bir durumda da cahilce ve gafilce serzenişler olabilir.

“Gıybet nedir?” Biz buradan başlamayalım. Şimdilik “dedikodu ve gıybet” diyelim, sonra da gelin ayet ve hadislerden bu hastalığın neler yaptığını öğrenelim. Böylece tarifi daha çok merak eder ve neticede kalben kararlılıkla bu günahı terk etmek için niyet edebiliriz.

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat-12).

“Aman gıybete dikkat edin, muhakkak ki gıybet zinadan daha şiddetli günahtır.” (Hadis-i Şerif). Evet, bu ayet ve hadis kâfi, ancak birkaç örnek daha verelim.

Efendimiz (SAS) zamanında ramazan ayında evlerinde yiyecek bir şey olmadığından dolayı iftar için yardım isteyen yahut başka bir rivayette oruçlu olduklarında açlığa dayanamayan bir hane halkının şikâyeti gündeme geliyor. Buna karşılık, “Onlar oruçlu olsaydı böyle açlık çekmezlerdi. Gıybet ettiklerinden dolayı leş yemiş gibi oldular ve böylece oruçlarını zayi ettiklerinden açlık hissettiler” mealinde cevabın alındığını hadis kaynaklarından öğreniyoruz.

Efendimiz’in (SAS) yanında bir başka kişiden bahsedilirken yahut el ve mimiklerle o kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı şekilde vasıflandırıldığı görülünce Efendimiz (SAS) bunu yapan şahsa “Tükür!” buyurdu. O an ağzından pis bir et parçası çıkıverdi.

Lütfen gıybet hakkındaki hadis-i şerifleri sizler kendi kaynaklarınızdan okuyarak bu illetin nasıl bir musibet olduğunu kendiniz öğrenin.

GIYBET, CEMİYETİ BOZAR

Gıybet; bir şahsı bulunmadığı bir ortamda ahlakından, fiziki yapısından, onunla alakalı herhangi bir şeyden ve belki gizlice yaparken görülen bir fiilinden bahsetmek ve konuşmaktır. Burada belirleyici en önemli unsurlardan biri de hakkında konuşulan kişinin yüzüne karşı bunların söylenmemesi yahut söylendiği takdirde bu durumdan üzülmesidir.

Aleni olarak işlenen, herkesin şahit olduğu günahlar yahut hareketleri konuşmak gıybet değildir, fakat boş lakırdıdır. İşe yaramaz laf sarf etmek ayrı bir günahtır.

Acaba gıybet niçin böyle bir günah olarak zikredilmiş? Âlimler şöyle izah ediyor: “Sen o kişiden bahsederken yanınızda olmayabilir, ama o kişinin ve sizlerin sahibi Allah Teâlâ konuşulanlara şahit değil mi? Nasıl oluyor da bu konuşulanları Allah Teâlâ’nın şahitliğini unutarak yahut küçümseyerek önemsemezsiniz? İşte bu imani noktada insanın ayağını kaydırır. O yüzden de büyük günahtır.”

Diğer büyük günahlar teferruatlı ve belki binde bir, on binde bir insanın yapacağı çirkinliklerdir. Fakat konuşmak bir anda insanın ağzından çıkar, sahibine felaket getirir, ayrıca cemiyeti bozar, ifsad eder, yuvaları parçalar, kalbi muhabbet bağlarını koparır, cemiyet bozulur, İslam’ın emniyeti kalkar. O yüzden gıybet hiç hafife alınacak bir günah değildir.

ŞÜKÜR…

-Allah Teâlâ’nın kullarına bahşettiği bütün amellerin içinde mevcut olan özelliktir.

-Şükür; insan ile şeytanın arasındaki farktır.

-Malın şükrü, infak, sadaka, zekât ve helale harcamaktır.

-Sıhhat ve bedenin şükrü, ibadet, sağlığına dikkat etmek, haramdan kendini sakınmak, meşru işlerle uğraşmaktır.

-Aklın şükrü, öğrenmek, bilgilenmek ve insanlara yardımcı olmaktır.

-Güzelliğin şükrü, iffetli olmaktır.

-İmanın şükrü, Müslümanca yaşamak ve kulluktur.

-Aile ve evladın şükrü, helal sınırlarında kalmak, efrad ve ailesini her türlü çirkinlikten, cahillik ve imansızlıktan korumaya çalışmaktır.

-İnsanlardan gördüğü iyiliklere teşekkür etmeyen, Rabb’ine karşı da şükretmeyi unutur, nankörlük eder.

-Âlimler şükür için, “Allah Teâlâ’nın verdiğiyle O’na isyan etmemektir” demişlerdir.

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.