Ramazan ve Orucun Küresel Etki Alanı

İslam ve Müslümanlar bugün dünyanın hemen her tarafında varlığını hissettirmektedir. Yalnızca İslam karşıtı yürütülen kampanyalarla ya da Ortadoğu eksenli yürütülen işgal ve çatışmalarla değil, İslamın inanç ve ibadetleriyle de Müslümanlar gündem oluşturuyor.

Oliver Roy, İslam üzerine yazdığı Globalizing Islam: The Search For a New Ummah (London: Hurst and Company 2004) başlıklı çalışmasında Müslümanların dünya genelinde Batılılaşma ile Neofundamentalizm arasında izledikleri yeni bakış açılarını ele almaya çalıştı. Kitabın içeriği kadar dikkat çekici olan başlığında İslam’ın küreselleşen ya da küresel anlamda varlığını kabul ettiren bir realite olduğu vurgulanıyor. Gerçekten de İslam ve Müslümanlar bugün dünyanın hemen her tarafında varlığını hissettirmektedir. Yalnızca İslam karşıtı yürütülen kampanyalarla ya da Ortadoğu eksenli yürütülen işgal ve çatışmalarla değil, İslamın inanç ve ibadetleriyle de Müslümanlar gündem oluşturuyor. Dolayısıyla 20. yy başlarında kimi Hıristiyan misyonerlerin ve Batılı oryantalistlerin İslam dünyasının o zamanki genel durumuna bakarak yaptıkları, İslam’ın artık yok olmaya yüz tutmuş olan bir din olduğu ya da   insanlığa verecek hiçbir şeyi olmadığı kehanetlerinin tutmadığı ve İslam’ın günümüz dünyasında etkisini gittikçe artıran ve dikkate alınması gereken bir gerçek olduğu hemen herkes tarafından vurgulanıyor. Bu vurgu kimilerince İslam’a karşı alınması gereken önlemler ya da Müslümanlara yönelik yürütülecek politikalar bağlamında yapılırken kimilerince de İslam’a yönelik gittikçe artan merak ve ilgiden dolayı yapılıyor.

Son yıllarda İslam’ın ve Müslümanların dünya gündemine özellikle de Batı toplumlarının gündemine genellikle çeşitli manipülasyonlara bağlı olarak zaman zaman olumsuz imaj oluşturma çabaları bağlamında geldiği bilinmektedir. Bununla birlikte seküler yaşam tarzının ve görelilik, bireycilik, hazcılık ve benzeri anlayışların her geçen gün geleneksel inanç ve ahlaki değerlerden daha fazla bir şeyler alıp götürdüğü Batı toplumunda toplumsal ötekiyi oluşturan Müslümanlarla İslami değerlerin günbegün insanların daha fazla merak ve ilgisini çektiği de bir gerçektir. Öyle ki İslamofobiyle ve Hz. Peygambere hakaret içerikli yayınlarla gündeme gelen ülkelerde bile Kur’an’a yönelik merak ve ilginin gittikçe arttığı ve başta Kur’an mealleri olmak üzere İslam’a yönelik yayınların rekor denebilecek oranda okuyucu çektiği konuşuluyor. Kuşkusuz bütün bunlar karşısında insan Kur’an’da Allah’ın nurunu tamamlayacağına dair vaadi ve Hz. Peygamberin alemlere rahmet olma vasfını hatırlamadan edemiyor.Dünyanın hemen her tarafında bir şekilde var olan ve temsil ettikleri değerlerle varlıklarını hissettiren Müslümanlar aracılığıyla İslami değerlerin ve ibadetlerin de adeta küreselleştiği görülüyor. Bunu son dönemlerde Ramazan vesilesiyle dünyanın hemen her tarafında oluşan havada görmek mümkün. 

Dünyanın hemen her tarafında bir şekilde var olan ve temsil ettikleri değerlerle varlıklarını hissettiren Müslümanlar aracılığıyla İslami değerlerin ve ibadetlerin de adeta küreselleştiği görülüyor. Bunu son dönemlerde Ramazan vesilesiyle dünyanın hemen her tarafında oluşan havada görmek mümkün. Başta Batı ülkeleri olmak üzere dünyanın her tarafında insanların Müslümanlarla birlikte Ramazanı bir şekilde anlamaya ve hatta yaşamaya çalıştıklarına şahit oluyoruz. Ramazanı yaşayan Müslümanların inanç ve duygu dünyaları keşfedilmeye ve orucun insanlar üzerindeki olumlu etkisi anlaşılmaya çalışılıyor. Ramazan vesilesiyle gündeme gelen sadaka, fitre ve zekat gibi ibadetlerin toplumda sosyal doku üzerindeki yapıcı etkisi tartışılıyor. Hatta bununla kalınmıyor; kendisi Müslüman olmasa bile insanlar Müslümanlarla birlikte iftar sofralarına oturuyor, özellikle Müslümanların azınlıkta olduğu toplumlarda Müslümanlar için iftar sofraları düzenliyor, Müslümanlar gibi oruç tutulmaya çalışılıyor… Müslümanlara yönelik empati bu ayda her zamankinden daha fazla göze çarpıyor… Peki bütün bunları nasıl değerlendirmek gerekir? Bunları -kimilerinin ileri sürdüğü gibi- İslam’ın temel değerlerinin sulandırılması, içinin boşaltılması veya Müslümanlara yönelik küresel anlamda yürütülen ehlileştirme kampanyalarının bir uzantısı şeklinde mi açıklamalıyız? Yoksa günbegün günümüz dünyasında etkisini daha da hissettiren İslami değerlerle insanların daha fazla buluşması ve bu bağlamda İslam’ın insanlara ulaşması açısından bir fırsat oluşturması olarak mı? Müslümanlara yönelik çeşitli oyunların oynandığı ve İslam ve Müslümanlar aleyhine çeşitli planların yürürlükte olduğu bir gerçektir. Ancak bununla birlikte İslam’ın ve İslami değerlerin günbegün dünya genelinde her geçen gün daha fazla etkili olduğu da bir gerçek… Ramazan, oruç, iftar ve benzeri İslami değerler Müslümanların yalnızca kendi aralarında yardımlaşmaları, empati yapmaları ya da nefs tezkiyesinde bulunmalarını değil bu değerler vasıtasıyla diğer insanlarla buluşup tanışmaları ve İslam’ın güzelliklerini diğer insanlara açmaları yolunda bir imkan oluşturuyor. Bu vesileyle dünyanın her tarafında insanlar oralarda bir şekilde var olan Müslümanlar aracılığıyla İslam’la tanışma ve Müslümanları anlama imkanı buluyor. Kısacası Ramazan ve Rabbimizin ifadesiyle bizden öncekilere farz kılındığı gibi bize de farz kılınan oruç, yalnızca nefs tezkiyesi açısından değil İslam’ın anlatılması ve ifade edilmesi açısından eşsiz bir fırsat sunuyor Müslümanlara. Bu fırsatı iyi değerlendirmek bütün Müslümanların görevi…

YAZAR: Prof. Dr. Şinasi Gündüz ALINTI:sonpeygamber.info

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.