anasayfa / Yazi Atlasi / İNANÇ SORUNLARINA KARŞI KUR’AN-I KERİM’İN ÇÖZÜMÜ

İNANÇ SORUNLARINA KARŞI KUR’AN-I KERİM’İN ÇÖZÜMÜ

Hz. Peygamber, inanç ve kültürel alanda müşriklerden etkilenmemek için ilahî koruma altına alınmıştır. İtikaden ve ahlaken müşriklerden ayrışan Peygamber Efendimiz, toplumun kültürüne ve yaşayışına teslim olmamıştır. Hayatının hiçbir anında sıradanlaşmamıştır. Yüce Allah onu emaneti taşıyabilecek liyakatte terbiye etmiş ve özel eğitimden geçirmiştir. Çocukluğu, gençliği, olgunluk yaşı hep farklı olmuştur. Otuz beş yaşından itibaren toplumsal bozulmalara karşı rahatsızlığı daha da artmış ve kendini tefekküre vermiştir. Yaşanan ahlaksızlıklara çözüm arayan Hz. Peygamber, çözüm bulamamanın ağırlığı ile rahatsızlanmıştır. Toplumun bütün itikadi ve ameli sorunlarını dert edinen Hz. Peygamber, çözüm bulamamanın verdiği kederle derin tefekkürlere dalmıştır. Kur’an; onun bu ruh hâlini şöyle hikâye etmiştir: “أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَك َوَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ الَّذِي أَنقَضَ ظَهْرَك” “Biz kalbini aç(ıp ferahlat)madık mı? Ve üzerinden yükü kaldırmadık mı? Ki o yük belini bükmüştü/ çatırdatmıştı senin.”[1] Hz. Peygamber’in ruh hâlini ve toplumun durumunu en iyi bilen Kur’an, önce itikadi sorunları belirlemiştir. Resulullah’ın cihadının başlangıç yerlerini tespit edebilmek için bu inanç sorunlarının neler olduğunu bilmek ve onun başladığı yerden başlamak zorundayız. Kur’an’ın, bu inanç sorunlarına karşı getirdiği çözümleri şu başlıklar altında sıralayabiliriz:

1. Allah Teâlâ’yı isimleri, sıfatları, fiilleri, yaratma ve emretmede eşsizliği ile tanımak; zatında, ulûhiyet ve rububiyetinde hiçbir varlığı veya tüzel kişiliği O’na denk tutmamak esastır.

2. İslâm, kendinden önceki bütün din ve şeriatları neshetmiştir.[2]

3. Karar verme bağlamında İslâm bir bütündür. Kesinlikle parçalanma kabul etmez.

4. Ahiret âleminde insanları kurtaracak olan, Kur’an’ın ifade edip Resulullah’ın beyan ettiği kâmil imandır.

5. İman salih amellerle yakin kazanır; kuvvet bulur.

6. Allah Teâlâ’ya zatında, sıfatlarında, fiillerinde, ulûhiyet ve rububiyetinde herhangi bir varlığı veya kurumu denk görmek; yaratmasını ya da emretmesini parçalayıp sınırlandırmak şirktir. Şirk en büyük zulümdür.

7. İmanda ikrah olmaz.[3] Hiç kimseye dinini değiştirmesi için baskı yapılmaz. Din akıl sahiplerinin özgür seçimidir.

8. Risalet kurumu birbirine geçmiş halkalar gibi bütünlük arz eder. Allah Teâlâ’nın gönderdiği peygamberlere aralarında ayırım yapılmadan iman edilir.[4]

9. Hz. Muhammed (s.) tüm insanlığa gönderilmiş evrensel bir peygamberdir. Onun risaletine iman edilmeden dünyevi ve uhrevi kurtuluş olamaz.[5]

10. Münafıklığın her türlüsünden uzak durmak şarttır. Kur’an’a göre nifak, en büyük günahlardan birisi olduğu gibi İslâmi siyasa için de en büyük tehlikedir.

11. İmanı koruyup kıymetini bilmek çok önemlidir. Bu meyanda, imandan sonra küfre dönmek olan irtidattan kaçınılmalıdır.

12. Yüce Allah Kur’an’da, ideal imanın tahkikî iman olduğuna değişik ayetlerde vurgulamıştır.

13. İmanın bedeli olan azimet fıkhıyla amel etmek ideal ve teşvik edilen bir davranıştır. Yüce Allah, imanının bedelini ödeyenleri Kur’an’da övmüştür.[6]

14. Din tamamlanmıştır.[7] Hiç kimse dinin özüne bir şey ekleme yapamaz ve çıkaramaz. İslâm’ın dışındaki tüm dinler ve hayat tarzları bidattır.

15. Ahiret gününe iman etmek, meleklerin varlığını kabul etmek, Allah Teâlâ’nın gönderdiği kitaplara ve kaza-kadere inanmakla ilgili yüzlerce ayet vardır.

16. Mutlak anlamda velimiz Allah’tır. Yüce Allah, velayetinin gereği mü’minlerden kâfirleri, zalimleri, münafıkları, müşrikleri ve fasıkları veli edinmemelerini istemiştir. Bu anlamda yönetimde liyakatte ilk madde İslâm’dır. Hiçbir zalim, münafık, müşrik ve kâfirin Müslümanlar üzerinde velayet hakları yoktur.

17. İman yeis hâlinde olmamalıdır. Yüce Allah, böyle bir imanın makbul olmadığını Firavun’un korku anında yaptığı imandan hareketle bizlere bildirmiştir.[8]

18. Yüzdeli bir imana iltifat etmezler ve imanlarına şirk; ideolojik yapıları bulaştırmazlar.[9] İmanın bir karar verme bilinci olduğunu bildikleri için yüzde doksan dokuz mü’mini yüzde yüz kâfir kabul ederler.

[1] İnşirah 94/1-3
[2] Bak: Tevbe 9/33; Fetih 49/28; Saf 61/9
[3] Bak: Bakara 2/256
[4] Bakara 2/285
[5] Bak: A’raf 7/158; Enbiya 21/107; Sebe 34/28
[6] Bak: Bakara 2/214; Âl-i İmran 3/142; Tevbe 9/16
[7] Bak: Maide 5/3
[8] Bak: Yunus 10/90-91
[9] Bak: Enam 6/82

MEHMET SÜRMELİ

Hakkında admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

İlginizi Çekebilir

Değişkenlerin sâbite katına yükseltilmesi: Epistemik kölelik ve tarihselcilik sefâleti (1)

Müslümanların başına gelebilecek en büyük felâket, hadisleri ve Kur’ân’ı tartışmaya açmaktır. Kur’ân’ın vahyî karakterinin tartışılmaya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.