Abdest’in Farzları

Lügatte mutlak temizlik demektir. Şer`î mânası ise; pis olan şeylerden temizlenmektir. Abdest (vudû) lügatte; güzellik ve parlaklık demektir. Şer`î ıstılahda ise, belli organları yıkamak ve meshetmektir. Bunda lügat mânası da bulunmaktadır; çünkü yıkanan ve meshedilen organlar abdestte güzelleşir. Gasl (yıkamak) lügatte su akıtmaktır. Mesh ise, isabet demektir. Abdestin farz olmasının sebebi; pis ve abdestsiz bulunulduğunda, namaz kılınmak istenmesidir. Zira Yüce Allah (cc) bu hususda şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman .yıkayınız.” [1]

İbn. Abbas dedi ki; “Ayette geçen; “Namaz kılmaya kalktığınız zaman” sözüyle; “Abdestsiz olduğunuz halde namaz kılmak istediğinizde.”mânası kastedilmiştir.”

Abdestin farzları şunlardır: Yüzü yıkamak, dirseklerlerle beraber elleri yıkamak (İmam Züfer), başın dörtte (İmam Şâfıî) birini meshetmek ve topuklarla birlikte ayakları yıkamak (İmam Züfer). Yüzün sınırı: Uzunluğuna; alındaki saç bitim noktasından çenenin altına kadar. Enine ise; iki kulak yumuşağı arası. Zorluğundan ve zarar vermesinden korkulduğu için, gözlerin içini yıkama mecburiyeti kaldırılmıştır. [2] Gözlerin üst kapaklarının yıkanmasıyla temizlik yapılmış olur. Şakak ile kulak arasının yıkanması gerekir; çünkü burası da yüzden sayılmaktadır. Ancak Ebû Yûsuf’a göre yüzde sakal bittikten sonra buraların yıkanması icab etmez; çünkü ona göre şakağın altını yıkama mecburiyeti yoktur. Kulak da şakağa yakın olduğu için, sakal bittikden sonra şakak ile kulak arasının abdestte yıkanması icab etmez. Biz deriz ki; sakal bittikden sonra yüzün sakal altı kısmının yıkanması; aradaki tüylerin suya mani olmasından dolayı mecburiyet kapsamından çıkarılmıştır. Oysa, kulakla şakak arasında tüy engeli bulunmamaktadır. Bundan dolayı abdestte buranın yıkanması gerekir. İmam Züfer dedi ki; “Dirsekler ve topuklar abdestte yıkanacak yerlere dahil değillerdir; çünkü abdestle ilgili âyette geçen (ilâ) edatı, varılacak sınırı göstermektedir. `Dirseklere kadar, topuklara kadar yıkayın` mânasına gelmektedir.” Biz deriz ki; âyette geçen (ilâ) edatı, beraberlik mânasında kullanılmıştır.

Nitekim başka bir âyette Yüce Allah (cc) şöyle buyurmuştur; “Onların mallarını kendi mallarınıza katarak (malınızmış gibi) yemeyin.” [3] Şu halde abdestle ilgili âyet mücmel olmaktadır. Onu açıklayan sünnet vârid olmuştur. Sahih bir rivayete göre Hz. Peygamber (sas) abdest alırken, suyu dirseklerinin üzerine akıtmıştır. Abdest alırken suyu topuklarına ulaştırmayan bir adamı gördüğünde Hz. Peygamber (sas); “Topukların ateşte vay haline!” buyurmuş ve adama topuklarını yıkamasını emretmiştir. [4]

Başın Meshinde Son Nokta:

Abdestle ilgili âyet başın meshi hususunda da mücmeldir; mânası İmam Mâlik`in dediği gibi, başın tamamının meshi mânasına geleceği gibi; İmam Şafiî`nin dediği gibi, mesh mânasını verecek şekilde, başın az bir kısmının meshedilmesi mânasına da gelebilir. Ve arkadaşlarımızın kail oldukları görüşe göre; başın bir kısmının meshedilmesi mânasına da gelebilir. Sahih rivayette anlatıldığına göre Hz Peygamber (sas) abdest alıp kâkülünü meshetmiştir ki; bu uygulaması mezkûr âyetin bir açıklamasıdır ve İmam Mâlik ile İmam Şafiî`ye karşı bir hüccettir. Muhtar kavle göre kâkülün meshedilmesi gereken kısmı kitabda anlatılmıştır ki; o da başın dörtte biridir. Meshin bir defadan fazla yapılmaması gerekir; zira tekrarlanması yıkamak olur. Oysa bize emredilen yıkamak değil, meshetmektir. [5]

[divider]

[1] Tevbe: 9/103.

[2] Nisa: 4/103.

[3] Bu hadis şerifi Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei ve Müsned’inde Ahmed b.Hanbel rivayet etmiştir.

[4] El-İhtiyar 1/73-74.

[5] Bu hadisi şerifi Müsned’inde Ahmed b. Hanbel, Müslim, Ebu Davud rivayet etmiştir.

Kaynak: El-İhtiyar, İmam Mavsili

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.