Allah’ın Sevdiği Zikir

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ
* * *

Hz.  Ebu Hureyre (radıyallahü anh),
Allah’ın Habibi Allah Rasülü (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz’in
şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
“İki söz vardır ki, onlar Rahmân’a sevgili, dile hafîf, mîzanda ise pek ağırdır. Bunlar: ‘Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallahi’l-azîm’ cümleleridir.”
(Sahih-i Buhari, Daavât, 65; Sahih-i Müslim, Zikr, 31)

Allah’ın Sevdiği Zikir

Hadis-i şerifte geçen “Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallahi’l-azîm” ifadesi kısaca; “Allah’ım! Seni hamd ile tesbih ederim. Sen, her kusurdan münezzeh ve her kemal ile muttasıfsın.” ve “Sübhansın ya Rab! Hamd ü senâ ile Seni tesbîh ederim. Ey yüce Allah’ım, Sen noksan sıfatlardan, eksik ve kusurdan, şerik ve yardımcıdan münezzehsin, çok yücesin.” gibi manlara gelmektedir.
Görüldüğü üzere dilde söylenmesi çok kolay olan bu iki cümle çok derin ve ihtişamlı manalar taşımaktadır. Bu zikir, Allah katında makbul ve kıymetli, mizanda da çok sevaplıdırlar. Gönülden, samimiyetle söylenme derecesine göre ahirette sahibini Allah katında sevimli kılacak ifadelerdir çünkü bu iki kısa kelam Hak katında çok değerli ve sevimlidir.
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de zikir ve tesbihle ilgili olarak;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلاً

“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin, O’nu sık sık anın. Sabah akşam O’nu tesbih ederek takdis ve tenzih edin. (Ahzâb Suresi, 33/41-42) buyurarak biz kullarına tesbih ve zikrin önemini bildirmektedir.
Allah dostları “Zikri ve virdi olmayanın bereket ve vâridâtı olmaz.” diyerek hak katında kıymetli, İslam’a ve insanlara yararlı olmanın yolunu işaretlemişlerdir. Evrâdü ezkârında hassas kimseler, Allah’ın sevdiği ve diğer kullarına da faydalı kıldığı bereketli kimselerdir.
Hak dostlarına göre fikirdeki tıkanıklığın önünü açan iksir Allah’ı zikirdir. Rivayetlerde geçtiğine göre, İmam Ebu Hanife Hazretleri bir hükümde tıkanıp çözüm yolu bulamadığında çok defa namaza durup Kur’an’ı çokça okumak, hatmetmek suretiyle bu tıkanıklıkları Allah’ın izni ve inayetiyle aştığı nakledilmiştir.
Yukarıda geçen hadis-i şerifin bir benzeri de şu rivayettir:

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

“Allah’ım! Seni hamd ile tesbih ederim. Yüce ve münezzehsin. Senden bağışlanma diliyor, Sana tevbe ile rücu edip kapına yöneliyorum.” (Sahih-i Müslim)
Hz. Âişe annemiz, bunun,  Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam)’ın çokça yaptığı zikir ve dualardan biri olduğunu, özellikle de Allah Rasülü (aleyhissalâtü vesselam)’ın ruhunun ufkuna yürümesinden önce bunu çokça tekrar ettiğini bildirmiştir. Bu zikir, namazlarda secdede de  yapılabilecek gayet kıymettar zikir ve dualardan birisidir.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ
وَعَلٰى اٰلِه وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.