Kur’an-ı Kerim’e ve sünnete göre Hz. Meryem

Kur’an-ı Kerim’e ve sünnete göre Hz. Meryem hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Meryem’le ilgili kıssa, annesi Hanne’nin doğacak olan çocuğunu, Mescid-i Aksa hizmetine adaması ile başlar. Ancak çocuğun, kız olarak doğması üzerine, bu adağın nasıl uygulanacağı konusunda tereddüde düşen Hanne, dönemin peygamberi olan Hz. Zekeriyya (a.s)’a durumu iletir ve kız çocuğu da olsa adağın yerine getirilmesi gerektiği Hanne’ye bildirilir. Bu arada, Hz. Zekeriya(a.s.) da Hz. Meryem’le ilgilenme ve onu koruma ile görevlendirilir.

Kıssa, ayetlerde şöyle nakledilir: “Hani İmran’ın karısı, ‘Ey Rabbim! Karnımdakini sadece Sana hizmet etmek üzere adadım. Adağımı kabul et! Hiç kuşkusuz Sen, çok iyi işiten, çok iyi bilensin.’ demişti.2

 “Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu (ondan) daha iyi bildiği halde, yine de o, ‘Ey Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş olan şeytana karşı, onu ve soyunu Senin korumana havale ediyorum.’ demişti.”2

“Bunun üzerine Rabbi, onu güzel bir şekilde kabul etmiş ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirmiş ve Zekeriyya’yı da ona bakmakla görevlendirmişti. Zekeriya, Meryem’in hücresine ne zaman girdiyse, yanında bir rızık bulur ve ona, ‘Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?’ diye sorardı. O da, ‘Bu, Allah katındandır. Çünkü Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.’ derdi.4

“Hani melekler de: ‘Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni bütün kadınların üzerinde bir konuma yükseltti.’ demişti.

Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Erkeklerden kemâle erenler çoktur. Kadınlardan ise Meryem binti İmran ile Firavun’un karısı Âsiye’den başka kemâle eren yoktur.”İslâm bilginlerinin ekserisi, kadınlardan peygamber gelmediğini, ancak Kur’an-ı Kerim’de onun meleklerle uzun görüşmesini ve meleklerin Allah’tan kendisine haberler getirdiğinin bildirilmesini dikkate alarak, Hz. Meryem’in kerametlerinin, Kur’an ayetleri ile sabit bir “evliyâ (azîze)” olduğunu söylemişlerdir.Buna göre, Hz. Meryem, İslâmi ölçüler içinde “Allah’ın sevgili kulu” olan, Yüce Allah’a nazı ve niyazı geçebilen önemli ve saygın bir kişiliktir. Ancak ilâhlıkla ilgili bir yönü bulunmaz. O, bir kuldur ve Allah’a ibadet etmekle yükümlü tutulmuştur. Üstelik yapması istenen ibadet de İslâm’da sürdürülen rükûlu ve secdeli bir namazdır. Aşağıdaki ayet bunu açıklıkla ifade eder: “Ey Meryem! O halde, Rabbine gönülden boyun büküp divan dur, secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et!”8

İncil nüshalarında Hz. Meryem’den şöyle söz edilir: “Meryem’den Mesih diye tanınan İsa doğdu.” “…Tanrı, Melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davut’un soyundan Yusuf adındaki adamla nişanlı kıza gönderdi, kızın adı Meryem idi. Onun yanına giren melek, ‘Selâm, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir.’ dedi.”10 Bundan sonra, meleğin, Hz. Meryem’le Kur’an’dakine benzer şekilde konuşmaları yer alır.11

[divider]

KAYNAK

1. İbn Kesir, Muhtasar Tefsir, I, 359.
2. Âl-i İmran, 3/35.
3. Âl-i İmran, 3/36.
4. Âl-i İmran, 3/37.
5. Âl-i İmran, 3/42.
6. Buhârî, Enbiyâ, 32, 46; Müslim, Fazâilü’s-
Sahâbe, 70; Tirmizî, At’ime, 31.
7. bk. Kurtubî, Câmi’, IV, 53,54; A. Davudoğlu,
Sahîh-i Müslim Terceme ve Şerhi, İst. 1979,
X, 286.
8. Âl-i İmran, 3/43.
9. Matta, 1/16.
10. Luka, 1/26-28.
11. Luka, 1/29-38.

 

Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN

ALINTI: Yenidünya dergisi Ocak 2011 Sayısı

 

admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.