anasayfa / Fıkıh / İslâm’da evlatlik var midir?
İslâm’da evlatlık var mıdır?

İslâm’da evlatlik var midir?

“Çocukları emzirme ve geçimini sağlama dinî bir görev midir?”

Kur’an-ı Kerim’de çocukların emzirilmesi ve aile harcamaları konusunda şöyle buyrulur:

“Anneler, çocuklarını emzirmeyi tamamlatmak isteyen için, tam iki yıl emzirirler. Annelerin yiyecek ve giyeceğini, iyi bilinen örfe uygun olarak sağlamak, çocuğun babasına aittir. Bununla birlikte herkes ancak gücüne göre yükümlü olur. Ne çocuğu yüzünden anne, ne de çocuğu yüzünden baba zarara uğratılmasın.” 2/bakara-23

Yukarıdaki âyette, küçük çocukların iki yıl süreyle anne sütü ile beslenmesi, bu çocuk ve annesi ile ilgili harcamaların baba üzerine gerekli olduğu belirtilir. Çoğu âlimlere göre bu ayet, bütün annelerle ilgilidir. Kocanın, bu harcamaları iyi bilinen örfe ve ekonomik gücüne göre sağlaması gerekir. Aşağıdaki âyetler bunu bildirir:

Varlıklı olan kimse, nafakayı varlığına göre versin. Rızkı kendisine daraltılan yoksul da nafakayı Allah’ın ona verdiğinden versin. Allah, hiç kimseye ona verdiğinden başka bir şey yüklemez. Allah, bir güçlüğün arkasından kolaylık verir.” talak-7

“Boşanan kadınları, gücünüzün yettiği kadar ikamet ettiğiniz yerin bir bölümünde oturtun.”  talak-6

Ebû Süfyan’ın karısı Hind binti Utbe’nin sorusu üzerine, Hz. Peygamber (s.a.v), Ebû Süfyan’ın malından kendisine ve çocuklarına yetecek kadarını, iyi bilinen örfe göre alabileceğini bildirmiştir. Çoğunluk bilginlere göre, annenin süt emzirme süresi iki yıldır. Ebû Hanîfe ise, “Çocuğun ana karnında taşınması ile sütten kesilmesi 30 aydır.” ahkaf-15  âyetine dayanarak bu sürenin 2,5 yıl olduğunu söylemiştir. Ancak öz anne bir özründen dolayı çocuğu emziremezse, süt anne tutulur. Eşler anlaşarak çocuğu iki ya da iki buçuk yıldan önce de sütten ayırabilirler. Hz. Peygamber, oğlu İbrahim bir yıl on aylık iken vefat edince; “Şüphesiz ki onu emziren kadın cennettedir.” buyurmuştur. Çocuğu, süt anne emzirirse, “süt hısımlığı” oluşur ve nesep akrabası gibi evliliğe ilişkin haramlıklar doğar. Erkek veya kız çocuklarının kendine ait mal ve geliri bulunursa, geçim masrafları öncelikle kendi gelirlerinden karşılanır. Ebû Hüreyre’den rivâyete göre, yanında 5 dinarı olan birisinin, bunları hangi sıraya göre harcaması gerektiğini sorması üzerine, Allah’ın Resûlü, önce kendi ihtiyacına, sonra eşine, sonra çocuklarına, sonra hizmetçisine, sonra da uygun bulacağı bir yere harcamasını bildirmiştir.

“İslâm’da evlatlık var mıdır? Ölçüsü nedir?”

İslâm’dan önce Arap toplumu arasında evlât edinme vardı. Bizzat Hz. Muhammed de, Mekke döneminde Zeyd b. Hârise’yi evlâte dinmişti. Bu olay şöyle olmuştur: Zeyd, henüz küçük bir çocuk iken esir edilmiş, onu Hakîm b. Hızâm, halası Hatice için satın almıştı. Hz. Hatice, Hz. Muhammed’le evlenince, Zeyd’i onun hizmetine vermiştir. Daha sonra öz babası ve amcası Zeyd’i almak
üzere gelmişlerse de; tercihte serbest bırakılan Zeyd, “Ben bu zattan öyle iyilikler gördüm ki, ondan başkasını tercih etmem.” diyerek Hz. Muhammed’in yanında kalmıştır. Bunun üzerine Hz. Muhammed, “Şahit olun, Zeyd benim oğlumdur, o bana mirasçı olacak, ben de ona mirasçı olacağım.” diyerek onu evlât edinmişti. Böylece Zeyd’in babası ve amcası, gönülleri rahat bir şekilde
geri dönmüşlerdi. Evlâtlık uygulaması, Medine döneminin ilk yıllarında da sürmüş, hicretin 5. yılında inen, aşağıdaki ayetlerle bu uygulama kaldırılmıştır. 

“Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi zıhâr yaptığınız (sen bana annemin sırtı gibisin dediğiniz) eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlatlıklarınızı öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınızla söylediğiniz boş sözlerinizdir. Allah gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Çocukları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha doğrudur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu durumda onlar sizin dinde kardeşleriniz ve korumanız altındaki kimselerdir. Ahzâb 4-5

” Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: “Çocukları öz babalarına nisbet ederek çağırın.” (Ahzâb, 33/5) âyeti ininceye kadar, biz Zeyd b. Hârise’yi, “Zeyd b. Muhammed (Muhammed’in oğlu Zeyd)” diye çağırıyorduk. Bundan sonra kendi babasına nisbet etmeye başladık.” Câhiliye döneminde evlâtlık nesep, evlenme engeli, boşanma, miras ve sihrî hısımlık gibi konularda öz çocuk gibi sonuçlar doğururdu. Bu yüzden evlât edinen, evlâtlığın dul kalan eşi ile de evlenemezdi. Çünkü o, evlât edinenin gelini sayılırdı. Ancak yukarıdaki âyetlerle evlâtlık ilga edilince, bu arada Zeyd b. Hârise ile evli bulunan, Zeynep binti Cahş geçimsizlik nedeniyle boşanmışlardı. Zeynep iddetini tamamlayınca, Cenâb-ı Hakk’ın emri üzerine Hz. Muhammed onunla evlenmiş, böylece bir câhiliye âdeti daha değiştirilmişti.

Ayette şöyle buyrulur: “Mademki Zeyd o kadından ilişiğini kesti, biz onu sana zevce yaptık. Ta ki evlatlıkların kendilerinden ilişiklerini kestikleri eşleri almakta müminler üzerine günah olmasın.” ahzab-37

Ancak şunu da belirtelim ki, İslâm’ın evlâtlık müessesesini kaldırması, yetim, öksüz ve kimsesiz çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına gelmez. Bu gibi çocuklar koruyucu aileler nezdinde veya çocuk yuvalarında himaye altına alınır, bakılır, eğitilir, san’at ve meslek sahibi kılınır, evlendirilir. Mü’min kişi, bu çeşit amellerinden ötürü büyük ecir kazanır. Nitekim Osmanlı Devleti döneminde bu gibi kimsesiz çocuklar koruyucu aileler yanında ve Devlet kontrolü altında himaye edilmiş ve bunlara “evlâd-ı mâneviye” (mânevi evlât) denilmiştir. Diğer yandan bir çocuğu himaye eden kişi ona sağlığında iken bağış yoluyla dilediği kadar mal verebileceği gibi, vasiyet yoluyla da mal varlığının üçte bire kadar olan bölümünü bırakabilir. Böylece nesep hısımı olmamakla birlikte böyle bir çocuğun vasiyet yoluyla mirasçı kapsamına alınmasında bir sakınca bulunmaz.

Cenab-ı Hakk’ın aile içi hak ve hukuku gözeterek ahiret alemine geçmeyi nasib etmesini temenni ederiz. Âmin.

Yazar Hakkında

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN / Kaynak: Yenidünya dergisi Aralık 2010 Sayısı

Hakkında admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

İlginizi Çekebilir

Feministlerin Katil Kahramanı ve Kesik Baş Cinayeti – Sema MARAŞLI

Feministlerin katil kahramanı Nevin Yıldırım kimdir onunla başlayalım. Nevin Yıldırım’ın adını 2012 yılında duyduk. Sevgilisinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.