anasayfa / Akademik Yazılar / Tasavvufta Kadın (Süleyman Uludağ)
TASAVVUFTA KADlN (Süleyman ULUDAĞ)

Tasavvufta Kadın (Süleyman Uludağ)

İslam fikir ve ilim tarihinde biri zahir, diğeri batın olmak üzere iki bakış açısından bahsedilir. Zahir-batın ayrımı bakış ve telakki farkı olmanın ötesinde bu iki bakış açısından birini benimseyenlerin dini ve ruhi hayat tarzlarını ibadet ve ahlak anlayışlarını, dünya görüşlerini ve zihniyet şekillerini de ilgilendirir. Dolayısıyla kadın-erkek mesele- sinde farklı yaklaşımların ve değerlendirmelerin ortaya çıkmasına sebep olur.

İslam’ da zahir-batın, ehl-i zahir-ehi-i batın ayrımı her zaman kesin çizgilerle ve açık bir şekilde ortaya çıkmaz. Bunun sebebi, ayet ve sahih hadislerin her iki tarafı da bağlaması ve her iki hayat tarzına da zemin oluşturmasıdır. Ayrıca ehl-i zahir denilen kısımdan önemli bir bölümünün aynı zamanda batınla ilgili bir tarafı bulunduğu gibi, ehl-i batın denilen kısımdan önemli bir bölümün de zahirle ilgili bir tarafı mevcuttur. Bununla beraber ehl-i zahir ile ehl-i batın arasındaki . makasın zaman zaman açıldığı ve aralarındaki farkın büyüdüğü, bunun da tarafların birbirini red ve itham etmelerine sebep olduğu her zaman görülen bir husustur. Tasavvufta insan her zaman merkezdedir. Tasavvufun konusu nefstir. Yani insan ve onun ruhudur. Bu bakımdan mü’minin kendini bilmesi ve tanıması, en önemli tasavvufi bir ilkedir. Marifetullah’ın yolu marifet-i nefstir. Tasavvufta ilim: “İlim kendini bilmektir.” cümle- siyle tarif edilir.

Nefs, ruh dediğimiz ilahi cevher bütün insanlarda eşit olarak mevcuttur. Bu ilahi cevhere ve öze sahip olmaları itibariyle hiçbir insan veya kavim diğer insanlardan ve kavimlerden daha az veya daha fazla insan değildir. Her kişi ve kavim aynı derecede insandır. “Ey insan Zarf Hiç şüpheniz olmasın ki, biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık .. ” Hucurat, 49/12 mealindeki ayette bu husus açık ve kesin bir şekilde ifade edilmiştir. Ünlü sufi Ebu Said-i Ebü’l-Hayr tasavvufu: “Tek tarafa bakmak, eşit görmek” yani sadece Hakka bakmak ve bütün halkı eşit görmek- tir” şeklinde tarif etmiştir. Diğer bir deyişle yetmiş iki millete bir gözle bakmaktır. Tasavvufta insaniyet, insaniyetli ve insancıl olmak esas alındı­ğından cevheri ve özü itibariyle erkekle kadın bir, eşit ve aynı hak ve sorumluluklara sahip olarak kabul edilir. İnsan olmaları itibariyle ay- m zata, mahiyete ve öze sahip olduklarından aralarında fark gözetilmez. İki cins arasındaki fark zatta ve mahiyette değil, ayrıntı ve görüntüdedir, şekildedir. SUfiler Kur’an ve hadislerde geçen iki cinse ait farklı zahiri ve şer’i hükümlere itibar eder, bunlara önem verir ama bunları insaniyet temelinde ve çerçevesinde yorumlar ve değerlendirirler. Elbetteki bu tür yorumlar ve değerlendirmeler zahir uleması tarafından yadırganır, çoğu zamanda eleştirilir. SUfilerin kadın-erkek özdeşliğine ve eşitliğine inandıklarım ve iki cins arasındaki münasebetleri buna bağlı olarak düzenledikleri ve hayata geçirdiklerini gösteren pek çok ifade, davranış modeli ve menkibe nakledilir. Bunlardan birkaçını aşağıya alıyoruz:

Hasan Basri anlatıyor: Bir gün bir gece Rabia ile birlikte olduk, tarikat-hakikat meselelerini konuştuk. Öyle ki, ne benim hatırımdan erkek olduğum geçti, ne de onun aklına kadın olduğu geldi. Sohbet bittiğinde kendimi müflis onu ihlaslı olarak gördüm. Bir gün Cüneyd eşiyle evinde otururken Şibli içeri girdi. Kadın örtünmeye teşebbüs edince Cüneyd dedi ki: Şibli senin varlığından habersiz yerinde oturur. Cüneyd ile Şibli tasavvufi sohbete daldılar. Bir süre sonra Şibli ağlamaya başlayınca Cüneyd, eşine: “Şibli gaybet halinden kendine geldi, artık örtün”2 dedi.

Horasan ve Maveranunnehir fakihleri, örtüsüz kadınların Ahmet Yesevi’nin zikir meclisine gidip erkeklerle birlikte zikir yaptıkları yolunda haber almşlar, bunun doğruluğunu araştırmak için bir müfettiş göndermişlerdi. Ahmed Yesevi mühürlü bir hokkayı müridlerinden Celal Ata ile onlara gönderdi. Fıkıh alimleri hokkayı açtılar. İçinde bir pamuk, ortasında ateş olduğunu, ateşin sönmediğini, pamuğun da yanmadığını gördüler. Ahmed Yesevi’nin kendilerine vermek istediği dersi anladılar.

Yazının Tamamı / indir

Yazar Hakkında

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Süleyman Uludağ

Hakkında admin

Soru ve görüşleiriniz için İrtibat: fikiratlasi1@gmail.com

İlginizi Çekebilir

Hadislerle Su – Dr. Fatma Şensoy

Fuzûlî, “Su Kasidesi” diye bilinen “Kasîde der Medh-i Hazret-i Fahr-ı Kâ’inât” dizelerinde Peygamber Efendimiz’in âlemlere rahmet olduğunu beyan ederken …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.